17 ilde operasyon, 30 gözaltı, ele geçirilen para, silah ve mühimmat: Süleymancılar'ın lideri Alihan Kuriş de aralarında!

 17 ilde düzenlenen operasyonda 49 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 30 kişi gözaltına alındı


Kamuoyunda 'Süleymancılar' olarak bilinen cemaatin lideri olan Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 30 kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü operasyon kapsamında gözaltına alındı. 

Başsavcılığın cemaat içindeki 'Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü' olarak adlandırdığı yapıya yönelik olarak başlattığı operasyonda Kuriş'e 'suç örgütü lideri' suçlaması yöneltilirken, toplamda 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de yaptığı açıklamada, "Almanya’nın Köln şehrinde 70 milyon dolarlık yatırımla dev bir genel merkez inşa ettiklerini biliyoruz. Bu bina tamamlandığında tüm faaliyetlerini oraya taşımayı planlıyorlardı. Örgütün finansal ayaklarına yönelik olarak uzun süredir üzerinde çalışılan bir operasyondu" dedi. 

Adalet Bakanı Akın Gürlek de, "Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon yok. Bu tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon. Uzun süreden beri takip edilen, çalışılan bir dosyaydı" bilgisini verdi. MASAK incelemelerinde, yapılanmayla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edilirken, kara para aklandığı düşünülen şirketlere ve bağlantılı mal varlıklarına kayyım atandı. 

Soruşturmada yapılanmayla mali ve ticari bağlantılı olduğu değerlendirilen 32 şirket tespit edildi; bu şirketler arasında Ayakkabı Dünyası ve Armine gibi ünlü markalar da yer alıyor. 

Öte yandan operasyon kapsamında eski Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen de gözaltına alındı. 

'Süleymancılar' arasında Alihan Kuriş yönetimi ile eski lider Ahmet Arif Denizolgun ailesi arasında anlaşmazlık yaşanıyor. Denizolgun ailesi Kuriş'in cemaati cemaatin kurucu çizgiden saptığını, ticari saiklerle yönetildiğini iddia ediyor. 

Ankara Başsavcılığı operasyona dair yaptığı açıklamada, "'suç örgütü kurma ve yönetme', 'suç örgütüne üye olma', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'vergi usul kanununa muhalefet' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, şüpheliler ve suç örgütüne ait şirketler hakkında MASAK raporu hazırlandığını" belirtti.

Bu kapsamda, "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütüne" yönelik İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiği aktarıldı.

Operasyon kapsamında bir kısmı yurt dışında olduğu tespit edilen 49 kişinin gözaltına alınmasına, şüphelilere ait 43 adresle 32 şirkete ait 80 adreste arama el koyma işlemi yapılmasına karar verildi.

Operasyonlarda, 49 şüpheliden, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30'u gözaltına alınırken, 9'unun yurt dışında olduğunun tespit edildiği, 10'unun yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyona ilişkin olarak, "Kara para aklama, vergi kanununa muhalefet gibi suçlardan dolayı Alihan Kuriş ve 48 kişi hakkında, 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Burada şunu hatırlatmak istiyorum. Burada kesinlikle dini bir görüşe, dini bir cemaate ya da sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon yok. Bu tamamen mali yapılanmaya yönelik bir operasyon. Şu an yakalanamayanlar var. Ama uzun süreden beri takip edilen, çalışılan bir dosyaydı" diye konuştu.

"Sosyal veya dini faaliyet değil, ekonomik çıkar odaklı suç yapılanması" 

DHA'nın haberine göre "soruşturmanın, herhangi bir sosyal veya dini faaliyet alanına değil, hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı suç yapılanması olarak faaliyet gösterip, göstermediğine odaklandığı" belirtildi.

Dosyanın, örgütlü mali suçlar kapsamında yürütüldüğü, şüphelilere yöneltilen iddialar arasında 'yolsuzluk', 'kara para aklama', 'yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma' ve 'milyarlarca liralık ticari hacme ilişkin usulsüzlüklerin bulunduğu' kaydedildi. Soruşturma dosyasında bazı şirketlerin sermaye yapıları ile gerçekleştirdikleri para hareketleri arasında olağan dışı ilişkiler bulunduğu ifade edildi.

"2020'den sonra işlem hacmi arttı, yüksek sermayelerle yeni şirket kuruldu" 

Öte yandan MASAK raporuna göre, şirketlerin birçoğunun 2020'den sonra finansal işlem hacimlerinin belirgin şekilde arttığı, şirketlerin bölünme ve devir işlemi gerçekleştirdiği, şirket bölünmelerinde oldukça yüksek sermayeyle yeni şirket kurulduğu, kurulan yeni şirketlerin bölünmeyi gerçekleştiren şirketlerden farklı ilde ve bölünen şirketten farklı faaliyet alanlarına sahip olduğu tespit edildi.

AA'nın aktardığı raporda, bazı şirketlerin sermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, aktif ticaret yapılmadığı ancak söz konusu sermayeyle bağlı ortaklıklar kaleminin finanse edildiği, suç örgütünün bu yöntemle şirketlerin kayıtlarına ulaşılmasını engellemeyi ve finansal işlemlerinin takibini zorlaştırmayı amaçladığı kaydedildi.

Çeşitli şirketlere yüksek miktarda para transferleri

Şirketlerin çoğunda çeşitli ödeme kuruluşları aracılığıyla transfer alımlarının tespit edildiği aktarılan raporda, şirketlerde yüksek nakit sirkülasyonunun bulunduğu, ortakları tarafından şirketlere kaynağı izaha muhtaç yüksek miktarda nakit girişleri gerçekleştirildiği ve şirket ortakları tarafından şirketlerin sermaye artırımlarında bu nakit girişlerinin kaynak olarak kullanıldığı belirtildi.

Raporda ayrıca şirket hesaplarına yatırılan yüksek tutarların, analiz konusu şirketlere dikkat çekici şekilde aktarıldığı, ödeme kuruluşlarından gelen transferlerden ve nakit yatırılan tutarlardan çeşitli şirketlere yüksek miktarda para transferleri gerçekleştirildiği aktarıldı.

Şirketlerin mal alım-satım kayıtlarında diğer tüzel kişilerle yüksek meblağda işlem yapıldığının gözlemlendiği kaydedilen raporda, çeşitli tüzel kişilerle yüksek meblağda mal alım-satım işlemlerinin bulunmasının sahte faturalaşma açısından dikkat çekici olduğu, şirket hesaplarında kayıtlarla uyumsuz şekilde yurt dışında bulunan çeşitli şirketlerden döviz cinsi transfer girişlerinin bulunduğu, şirketlerden bazılarının yüksek vergisel iadeler aldığı ve finansal işlemlerin organize şekilde çalışılması sonucunda gerçekleştirilmiş olabileceği tespitlerine yer verildi.

Bakan Çiftçi: Dün akşam Adalet Bakanı ile görüştük, sabah düğmeye basıldı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de operasyona ilişkin NTV'de yaptığı açıklamada,“Dün akşam Adalet Bakanımızla bu konuyu görüştük, değerlendirdik. Bu sabah da operasyon için düğmeye basılmış oldu” dedi.

Alihan Kuriş’in 2016 yılında yapılanmanın başına geçtiğini söyleyen Çiftçi, bu tarihten sonra faaliyetlerin daha gizli biçimde yürütülmeye başlandığını savundu. Çiftçi, örgütün Avrupa’daki faaliyetlerine ilişkin de şu bilgileri verdi:

“Şu anda Avrupa’da, Almanya’nın Köln şehrinde büyük bir genel merkez yapıyorlar. Bittiği zaman 70 milyon dolarlık büyük bir yatırım olacak. Bu bina tamamlandığında faaliyetlerin tamamının oraya kaydırılacağını, artık faaliyetlerin orada yürütüleceğini değerlendiriyoruz.”

Operasyonun örgütün suç ve finansal yapılanmasına yönelik olduğunu belirten Çiftçi, çalışmanın uzun süredir hazırlandığını ifade ederek, “Dolayısıyla örgütün suç ayaklarına, finansal ayaklarına yönelik bir operasyondu. Epeyden beri üzerinde çalışılan bir operasyondu. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak” dedi.


Kimler gözaltına alındı?
 

Gözaltına alınan isimler arasında, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim görevlisi ve eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen, Ayakkabı Dünyası kurucularından Mehmet Akbacakoğlu, Hisar İnşaat kurucusu Mehmet Hilmi Molla, Kuriş'in başsekreteri Fahri Candemir yer aldı.

Eski HSYK üyesi Gökçen, daha önce Aladağ'da 11'i çocuk olmak üzere 12 kişinin öldüğü yurt yangını davasında sanıkların avukatlığını üstlenmişti.

30 kişilik gözaltı listesinin tamamı şöyle:

Alihan Kuriş

Fahri Candemir

Süleyman Kahraman

Recep Okumuşlar

Şeref Toprak

Mehmet Hilmi Molla

Nezih Murat Büyükgöze

Metin Güder

Hilmi Şenol

Süleyman Hilmi Dinç

Yusuf Büyükgöze

Yunus Aslan

Ahmet Gökçen

Muharrem Hilmi Akbulut

Mehmet Aksu

Muhammed Dağ

Mehmet Bozpınar

Mehmet Akbacakoğlu

Ahmet Şimşek

Ömer Yılmaz

Abdulkerim Emrah

İsa Çardak

Cevat Bağcı

Zeki Altınel

Ahmet Efe

Hüseyin Türker

Mehmet Kurban

Mehmet Tekin

Mustafa Gökduman

İsmail Hakkı Akgün

H.U., Z.Ö., O.A., S.S.K., H.D., M.K., H.T.K., K.P., R.E. ve A.U.P. isimli 10 kişi için yakalama çalışmalarının hâlâ sürdüğü açıklandı.

A.S.Ö., S.İ., Ş.D., İ.C., M.S., A.T., S.S., U.Ö. ve Ö.B. isimli 9 kişinin ise yurt dışında bulunduğu tespit edildi.

Yapılanmayla bağlantılı olan 32 şirket

Soruşturmada yapılanmayla mali ve ticari bağlantılı olduğu değerlendirilen 32 şirket tespit edildi; bu şirketler arasında Ayakkabı Dünyası ve Armine gibi ünlü markalar da yer alıyor. Öte yandan farklı ticari unvan ve faaliyet alanlarına sahip çok sayıda şirketin aynı veya birbiriyle bağlantılı adresleri kullandığı tespit edildi.


Soruşturma kapsamında suç örgütüyle ilişkili olduğu değerlendirilen şirketler şöyle:

1. ELF Yapı Anonim Şirketi

2. Altun Mimarlık İnşaat Ticaret Anonim Şirketi

3. Güldeniz İnşaat Anonim Şirketi

4. Ardeniz Emlak Anonim Şirketi

5. Garanti Gayrimenkul Geliştirme Ticaret Limited Şirketi

6. Arden Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

7. ŞMS Kopuz Gıda Pazarlama ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

8. Tasfiye Halinde TEB Denizcilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

9. Özgür Giyim Tekstil Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi

10. Armine Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

11. Hisar Sağlık Hizmetleri Eğitim-Araştırma ve Tıbbi Cihazlar İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

12. Ayakkabı Dünyası Kundura Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

13. Akdeniz Toros Et ve Et Mamülleri Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi

14. İstanbul Hisar Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi

15. MKM Taş Ocağı Hafriyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

16. Perka Yapı İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

17. Günso İnşaat Gıda Eğitim ve Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi

18. Seli Kaynak ve Meyve Suları İşletmeleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

19. MKM Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

20. Asya Otomotiv ve Tekstil Pazarlama Ticaret Limited Şirketi

21. MKM Elektronik Ekipmanları ve Güvenlik Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi

22. Seli Turizm Otelcilik İnşaat Ticaret Anonim Şirketi

23. Ada Nakış Desen Dokuma Giyim İmalat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi

24. Verona Ev Tekstil Ürünleri Ticaret ve Pazarlama Anonim Şirketi

25. Ada Dokuma İmalat Sanayi Ticaret Limited Şirketi

26. Güleryüz Kuyumculuk Turizm ve Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

27. Asya Süs Bitkileri Fidancılık ve Tarım İşletmeleri Pazarlama Ticaret Limited Şirketi

28. Sakarya Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yönetici Anonim Şirketi

29. Han Yapı Grubu Mühendislik Mimarlık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

30. Bolu Yıldız Eğitim İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

31. Doğu Marmara Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) Anonim Şirketi

32. Göknur Gıda Maddeleri Enerji İmalat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi

Süleymancılar arasındaki çatlak

'Süleymancılar' arasındaki çatlak, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olan Ahmet Arif Denizolgun’un 2016 yılında hayatını kaybetmesiyle başladı. Cemaatin liderliğine, Denizolgun’un yeğeni Alihan Kuriş getirildi.

Bu yönetim değişimi cemaat içinde iki ana grubun oluşmasına yol açtı: Alihan Kuriş yönetimi ve Denizolgun ailesi.  

Ahmet Arif Denizolgun’un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ve oğlu Fatih Süleyman Denizolgun’un başındaki 'muhalif' grup, Alihan Kuriş’in liderliğini meşru görmezken, cemaatin kurucu çizgiden saptığını, cemaatin ticari saiklerle yönetildiğini iddia etmeye başladı.

Fatih Süleyman Denizolgun, Alihan Kuriş yönetimini "suç örgütü yapılanması", "yolsuzluk" ve "tehdit" gibi iddialarla pek çok kez suçladı.

'Süleymancılar' soruşturmasında Prof. Dr. Ahmet Gökçen de gözaltına alındı!

Kamuoyunda 'Süleymancılar' olarak bilinen cemaatin lideri olan Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 30 kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü operasyon kapsamında gözaltına alındı. 
Gözaltına alınan isimler arasında eski Hakimler ve Savcılar Kurulu üyesi ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen de bulunuyor.

'Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü' adı verilen operasyonda 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de yaptığı açıklamada, "Almanya’nın Köln şehrinde 70 milyon dolarlık yatırımla dev bir genel merkez inşa ettiklerini biliyoruz. Bu bina tamamlandığında tüm faaliyetlerini oraya taşımayı planlıyorlardı. Örgütün finansal ayaklarına yönelik olarak uzun süredir üzerinde çalışılan bir operasyondu" dedi. 

MASAK incelemelerinde, yapılanmayla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edilirken, kara para aklandığı düşünülen şirketlere ve bağlantılı mal varlıklarına kayyım atandı.

PROF. DR. AHMET GÖKÇEN

Soruşturmada gözaltına alınan isimlerden biri de Prof. Dr. Ahmet Gökçen oldu. Gökçen, Marmara Üniversitesi'nde Barış Akademisyenleri'nin ihracını talep eden disiplin soruşturması komisyonunda yer alan ve karara imza atan isimlerdendi.

2005'te yürürlüğe giren yeni TCK’nın mimarlarından olan Gökçen, avukat Rezan Epözdemir'in de avukatıydı. Ayrıca Gökçen 11 çocuğun öldüğü Aladağ yurt yangını davasında sanıkların avukatlığını üstlenmiş ve Ergenekon sürecinde usulsüz arama yapan polislerin avukatlığını yapmıştı.

Operasyon sonrası ‘Süleymancılar’ arasındaki çatlak ve eski AKP milletvekili Denizolgun'un, kuzeni Alihan Kuriş hakkındaki suçlamaları yeniden gündemde: Terörist başıdır, amcamın ölümünden de sorumlu!

Süleymancılar olarak bilinen cemaatin lideri konumundaki Alihan Kuriş ile Kuriş'e bağlı olduğu belirtilen 30 kişinin gözaltına alınması, cemaatle ilgili çarpıcı iddiaları yeniden gündeme getirdi. 

Kuriş'in 2016'da cemaatin başına geçmesini kabul etmeyen ve amcası, eski bakan Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki ölümünden Kuriş'i sorumlu tutan eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun'un iddialarının da dosyaya yansıdığı ifade ediliyor. 

Alihan Kuriş için, "Kuzenim olan, Ali Erhan Kurişii, terörist başıdır. Dedem Süleyman Hilmi Tunahan K.S Hazretlerine, Kemal Bey Ağabeye, amcama ihanet ettiler. Amcamın cinayetinden de sorumlu oldular. Camiamızın tabanının çoğu masumdur. Firavun esaretindeki köleler gibi, korku ve istibdat zulmüyle sessizleştirilmiş, korkutulmuş, sindirilmiştir" ifadelerini kullanan Denizolgun, 2024'te, cemaatin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünden Kuriş'in sorumlu olduğunu belirterek suç duyurusunda bulundu. Denizolgun, operasyonda gözaltına alınan eski HSYK üyesi ve öğretim görevlisi Prof. Dr. Ahmet Gökçen hakkında da, "Kurişiilik terör örgütünün avukatı Ahmet Gökçen'e çok dikkat etmek lazım" paylaşımı yapmıştı.

Ankara Başsavcılığı, "'suç örgütü kurma ve yönetme', 'suç örgütüne üye olma', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'vergi usul kanununa muhalefet' suçları kapsamında yürüttüğü operasyonda Alihan Kuriş dahil 49 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Aralarında Kuriş'in de bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı.

Soruşturma kapsamındaki MASAK incelemelerinde, yapılanmayla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edilirken, kara para aklandığı düşünülen şirketlere ve bağlantılı mal varlıklarına kayyım atandı. 

Kuriş'in liderliğindeki cemaatin geçmişi

Operasyonun ardından geçmişte Kuriş ve cemaat hakkında yapılan iddialar yeniden gündem oldu.

Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu ve cemaatin önceki lideri olan Arif Ahmet Denizolgun, 1995'te Refah Partisi'nden Antalya milletvekili seçilmişti. Denizolgun, 28 Şubat sürecinin ardından kurulan bağımsız koalisyon hükümetinde Ulaştırma Bakanı olarak 6 ay görev yapmıştı.

Denizolgun, 8 Eylül 2016'da beyin kanaması sonucu hayatını kaybettiği güne kadar cemaate liderlik etti. Ardından cemaatin yeni liderinin yeğeni Alihan Kuriş olduğu duyuruldu.

Dayısının ani ölümünün ardından cemaatin başına geçen Kuriş, Tunahan'ın soyundan gelen diğer aile üyeleri tarafından iyi karşılanmadı; Kuriş'in kuzeni olan eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun'un, amcası Ahmet Arif Denizolgun'un cinayetinden sorumlu tuttuğu yeni lider için yüzlerce kez yetkililere 'operasyon yapılması' talebinde bulunduğu öğrenildi. AKP 27. Dönem Milletvekili olarak görev yapan Denizolgun, geçmişte Kuriş'e yönelik olarak şu iddialarda bulunmuştu:

"Kuzenim olan, Ali Erhan Kurişii, terörist başıdır, amcamın cinayetinden de sorumlu oldular"
"Kuzenim olan, Alihan Kurişii, terörist başıdır. Dedem Süleyman Hilmi Tunahan K.S Hazretlerine, Kemal Bey Ağabeye, amcama ihanet ettiler. Amcamın cinayetinden de sorumlu oldular. Camiamızın tabanının çoğu masumdur. Firavun esaretindeki köleler gibi, korku ve istibdat zulmüyle sessizleştirilmiş, korkutulmuş, sindirilmiştir. Çoğunluk kitle sessizdir ve masumdur. Sesi çıkan, itiraz eden atılmaktadır. Devletimiz aleyhine konuşmayanlar, küfredenler de atılmaktadır. 2016'dan beri onbinlerce kişi atıldı. Sessiz olan masum kitle; maddi ve manevi zarara uğramamak için, kurslardan ve hatimlerden kovulmamak için, bunca yıl susmak zorunda kaldı. İki kişi bir araya gelince; terörist başı olan kuzenim Ali Erhan Kurişii'yi ve terör örgütü olan Kurişiilik sistemini yerden yere vurarak eleştirirler. Ama üçüncü bir kişi ortamda olduğu vakit, merkeze jurnallenme olur, merkezin zulmüne uğrarız korkusuyla, sessiz kalmak zorunda kaldılar. Dedemin yolunda olan, çoğunluk olan sessiz kalmak zorunda bırakılan tabanımız da; FETÖ'cüler tarafından işgal edilmiş olan merkezi yönetime, devletimiz tarafından tam bir operasyon yapılsın diye beklemektedir. Tek ricaları; terör suçuna bulaşmayan temiz tabanımız ve kurslarımız hiç zarar görmesin diye istemektedirler."

"Kurişiilik sisteminin üst düzey tepe kadrosu, çok az sayıda teröristi barındırmaktadır"
17 Mayıs 2025 tarihli aynı paylaşımın devamında ise cemaat yönetiminin ve Kuriş ailesinin içindeki ayrımla dikkat çekti:

"Kuriş ailesinin her ferdi de Kurişilerden değildir. Ayrıca tepe yönetimin tamamı da, Kurişiilik sisteminden değildir. Yönetimde içlerinden temiz olanlar, bilgi sızdıranlar da çokça mevcuttur. Onların yapacağı pişmanlık ve itirafçılık; etkin pişmanlıktan yararlanmaları için yeterli olacaktır. Kurişiilik sisteminin üst düzey tepe kadrosu, çok az sayıda teröristi barındırmaktadır. Tepe kadronun tamamı da terörist değildir. Operasyonun yapılması gereken kişiler; çok az sayıda olup, kişiler ise bellidir."

"Kurişiilik terör örgütünün avukatı Ahmet Gökçen'e çok dikkat etmek lazım"
Denizolgun, operasyonda gözaltına alınan eski HSYK üyesi ve öğretim görevlisi Prof. Dr. Ahmet Gökçen hakkında da 3 Mart 2025 tarihinde şu iddialarda bulunmuştu:

"Eski HSK üyesi olan, Marmara Üniversitesi'nde ceza hocası olan, adli tıp kurumunda bilirkişilik görevi halen devam eden, Kurişiilik terör örgütünün avukatlarından Ahmet Gökçen'in ismini hem ben ifşa etmiştim. Hem de haberlere düşmüştü. Diğer iki ahmetin de ismi haberlere düşmüştü. Vardiya memurlarıyla ne işler karıştırdıkları, amcamın raporunu Adli Tıp Kurumunda nasıl değiştirdiklerini, elbet bir gün, herkes şahit olacak.

Ahmet Gökçen'in; en büyük korkusu bu mesele olup, kuzenim Ali Erhan Kurişii'ye geçen haftalarda, aynen şu ifadeleri kullandı: 'Devlet, çok büyük oyun kuruyor, bu iş ortaya çıktığında, beni meslekten bile ihraç ederler. Ben işler; buralara kadar gelmesin diye, çok uğraştım. İşte, bu sebeple çok mücadele ettim.' Bu çantacı, zalim, hırsız ve komisyoncu Ahmet'e çok dikkat etmek lazım. Geçmişte FETÖ bağlantısı olduğu da çok ifade edildi. Bu komisyoncu Ahmet, HSK üyesi iken, Fetöcüler en güçlü devrini yaşıyordu."

Denizolgun, 12 Temmuz 2024 tarihli paylaşımda ise Kuriş'in, eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'e itiraflarda bulunduğunu öne sürdü:

"Diyanet Reisi Mehmet Görmez Bey'e kısmen açıkladığın gibi; manevi konulardaki tüm manipülasyonları, tüm yalanları, tüm dolapları itiraf et! Amcamın şaibeli vefatı konusundaki ve önceki aylardaki amcam aleyhine girmiş olduğun diyalogları, dahlini, etkini, bildiklerini, yaptıklarını, ihmallerini ve anlaşmalarını itiraf et! Sadece amcamın şaibeli vefatını itiraf etsen bile, tüm cemaatimizin midesi için ve herkesin her şeyi idrak etmesi için kâfi olur!"

"Cemaatimizi kriminal hâle getiren bir numaralı mimar Mehmet Dursun'dur"
Denizdoğru'nun, 19 Mayıs 2025 tarihli paylaşımında, gözaltına alınan ve suç örgütüyle ilişkilendirilen Armine şirketinin sahibi Mehmet Dursun hakkında da iddiaları olduğu ortaya çıktı. Denizolgun, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Mehmet Dursun, amcamın cinayeti sonrasında, terörist başı olan kuzenim Ali Erhan Kurişiiye en çok destek olan iş adamlarındandır. Cemaatimizi kriminal hale getiren, örgütlü ve terör suçlarına bulaştıran bir numaralı mimar Mehmet Dursun'dur.  Operasyon ihtimaline karşı, Mehmet Dursun birçok görevlerinden ayrılıyor gibi gözüktü. Ali Erhan ile sanki kavga etmişler gibi süs vermeye çalıştılar. Ama, bu durum danışıklı döğüştü. Şirketlerini yurtdışına çatı şirketler kurarak, yıllar öncesinden taşımaya başladı. Mehmet Dursun, etkin pişmanlıktan faydalanmak için; Kurişiilik terör sistemi ve terörist başı olan Ali E. Kurişii hakkında her şeyi itiraf edebilir."

AKP'li Denizolgun, Kuriş hakkında suç duyurusunda bulunmuş: Amcamın ölümü şüpheli
Denizolgun'un paylaşımlarında Alihan Kuriş'a hitap şekli de dikkat çekti. Denizolgun, 'Kurişiilik' şeklinde adlandırdığı Mehdilik inancı doğrultusunda hareket etmekle suçladığı Alihan Kuriş'in; gerçek isminin Ali Erhan Kuriş olduğunu ve doğum tarihini değiştirdiğini de ileri sürdü.

Denizolgun, 3 Ekim 2024 tarihinde paylaştığı belgelerle amcası ve cemaatin eski lideri olan Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne dair Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'na Kuriş hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu. Belgelerde, amcasının ölümünden önce kayıp olduğu süreyi ve ölüm saati ile cesedin bulunduğu durumun arasındaki çelişkilerin planlı şekilde öldürülmeye işaret ettiği iddia edildi.

Adli yetkililerin "hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı" olduğunu belirttiği soruşturma, cemaatin tümüne değil; özellikle Kuriş ve bağlantılı olduğu isimlere yöneltildi. (T24)
Blogger tarafından desteklenmektedir.